Gözlerin götürdü mavi gözkyüzüne ,gözlerin çıkardı bulutların üstüne beni. Bilmediğimiz bir mevsimde gökkuşağını sardık belimize. Hep mavi bulutların üzerinde otururduk. Bazen..güneşi kapatırdık oturduğumuz bulutlarla..hava kapanırmış yeryüzünde.BİLMEZDİK.Hep zamansız ayrılırdık zamansız çözüverirdi gözbebeklerimizden yaş.YAĞMUR YAĞDIRIRDIK YERYÜZÜNE zamansızdı işte.Bilmezdik çiftçti amcanın zararmış mahsülüne.Karlar yağdırırdık bir çocuk alır kızağını fırlardı dışiarıya GÜLERDİK. Annesi tutuştururdu eldivenlerini o küçücük avuçlarına o minnacık yürek kocaman oluverirdi.
Zamansız uyumamı isterdin.Bende uyurdum..Uçsuz bucaksızdı mekan.Kısıtlıydı işte zaman.Zamansız indirdin gökyüzünden bedenimi.Karanlıları hiç görmedim ki ben.Hep uyuyor olurdum o saatlerde mavi yatağımın içinde.Siyah görmedim ki ben.Hep mavi sandım gökyüzünü.Alışamadım karanlığına gökyüzünün.
Siyaha boyayıp duruyorsun gökyüzünü.Yıldızları serpiştiriyorsun üstüne.Ben uyurken ne çok işin varmış meğer.UMUDU MAVİ SANARKEN GÖKYÜZÜNDE UMUTSUZLUĞUMU MAVİYE ADADIM YERYÜZÜNE.
Şimdi git bütün gökyüzünü siyaha boya istersen.Bilmediğim renkler var burada.Siyahada alıştım şimdi.Uğraş hadi durma.Ne kadar uğraşsanda silemiyorsun işte bulutların üstünden ayak izimi...