Felsefe İçeren Hikayeler BASLATBedava ödev indir, ödev yükle, okul ödevleri, tez, ödev kapakları, ödev kaynakları, ücretsiz ödev indir, odev indir, ödevi indir, ödevini indir, free beles ödev siteleri, kitap özetleri öss odevi matematik, türkçe, edebiyat, fizik, kimya, geometri, sorular

 Gönülçelen Ailesi MSN'de! Listeye katılmak için tıklayın.
MSN'de Gönülçelen'i kullanmak için geniş anlatım.
Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Felsefe İçeren Hikayeler
Yazar Mesaj
İnsasse Erkek
∑usa
***
Özel Üye

Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 1,357
Rep Puanı: 1806 - Rep ver
Şehir: Ankara
Ruh Halim: Yorgun
Durum: Çevrimiçi
Mesaj: #1
Felsefe İçeren Hikayeler


Pers imparatorunun basveziri Büzur Mehir tarafindan

1400 yil önce tasarlanan tavla oyunu; Dünyanin en

popüler oyunlarindan biridir. Zaman kavramindan alinan

ilhamla tasarlananan oyunun zamana böylesine direnmesi

son derece etkileyici.

Senenin birligi olarak tavla bir tanedir.

Tavlanin içindeki karsilikli 6 sar hane

12 ayi temsil eder.

15 açik ve 15 koyu renkli pul,

Ayin 15 gece ve 15 gündüzünü simgeler.

Karsilikli 12 ser hane günün 24 saatidir.

Eski zamanlarda Hint Imparatoru, satranç oyunun Pers

Imparatoruna, yaninda bir mektup ile hediye olarak

göndermistir. Mektubunda oyunla ilgili hiç bir

açiklama yapmazken söyle bir mesaj yazmistir.

Pers Imparatoruna;

Kim daha çok düsünüyor,

kim daha iyi biliyor,

Kim daha ileriyi görüyorsa

O kazanir.

Iste hayat budur...



Pers Imparatoru dönemin en alim veziri olan Büzur

Mehir ile bu mesaji paylasarak, ondan oyunu çözmesi ve

kendisinin de karsilik olarak Hint Imparatoruna hediye

edilmek üzere baska bir oyun icat etmesini ister.

Vezir haftalarca çalistiktan sonra gönderilen

satrancin her tas hareketini ve oyunu çözer daha sonra

da on günde tavlayi icad eder ve imparatora sunar.

Hint Imparatoruna tavla oyunuyla birlikte gönderilmek

üzere söyle bir mesaj hazirlanir.

Hint Imparatoruna;

Evet, Kim daha çok düsünüyor,

kim daha iyi biliyor,

Kim daha ileriyi görüyorsa

O kazanir.

AMA BIRAZ DA SANSTIR.

Iste hayat budur.
31-05-2008 05:44:16
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
İnsasse Erkek
∑usa
***
Özel Üye

Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 1,357
Rep Puanı: 1806 - Rep ver
Şehir: Ankara
Ruh Halim: Yorgun
Durum: Çevrimiçi
Mesaj: #2
RE: Felsefe İçeren Hikayeler
KÜÇÜK İSTAVRİT

Küçük istavrit, yiyecek birşey sanıp hızla atıldı çapariye. Önce müthiş bir acı duydu dudağında, gümbür gümbür oldu yüreği. Sonra hızla çekildi yukarıya. Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü, neye benzerdi acep gökyüzü

Bir yanda büyük bir merak, bir yanda ölüm korkusu. "Dudağı yarıklar" denir, şanslıdır onlar, hani görüp de gökyüzünü, insanı, oltadan son anda kurtulanlar.

Ne çare balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu; küçük istavrit anladı yolun sonu; koca denizlere sığmazdı yüreği, oysa şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende, cansız uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci.

İnsanlar gelip geçtiler önünden; bir kedi yalanarak baktı gözünün içine;yavaşça karardı dünya başı da dönüyordu. Son bir kez düşündü derin maviyi, beyaz mercanı bir de yeşil yosunu.

İşte tam o anda eğilip aldım onu; yürüdüm deniz kenarına; bir öpücük kondurdum başına. İki damla gözyaşından ibaret sade bir törenle saldım denizin sularına. Bir an öylece bakakaldı; sonra sevinçle dibe daldı gitti, tüm kederimi söküp atarak teşekkürü de ihmal etmemişti; birkaç değerli pulunu elime, avuçlarıma bırakarak.

Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme; sorar gibiydiler neden yaptın bunu niye? "Bir gün" dedim, "Bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz, son ana kadar hep bir umudum olsun diye..."
31-05-2008 05:44:47
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
İnsasse Erkek
∑usa
***
Özel Üye

Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 1,357
Rep Puanı: 1806 - Rep ver
Şehir: Ankara
Ruh Halim: Yorgun
Durum: Çevrimiçi
Mesaj: #3
RE: Felsefe İçeren Hikayeler

DERVİŞ KAŞIKLARI...

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" "Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.

Ermiş; "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.

Bunun üzerine, "Şimdi..." demiş ermiş, "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen, ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyrun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.

"İşte" demiş ermiş, "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz şunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman..."
31-05-2008 05:45:23
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
İnsasse Erkek
∑usa
***
Özel Üye

Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 1,357
Rep Puanı: 1806 - Rep ver
Şehir: Ankara
Ruh Halim: Yorgun
Durum: Çevrimiçi
Mesaj: #4
Cvp: Felsefe İçeren Hikayeler
KAVANOZDAKİ TAŞLAR...

Zamanın iyi ve üretken olarak kullanımı konusunda zaman zaman kurslar düzenleniyor. İşte bu kurslardan birinde zaman kullanma uzmanı öğretmen, çoğu hızlı mesleklerde çalışan öğrencilerine, "Haydi, küçük bir deney yapalım" demiş. Masanın üzerine kocaman bir kavanoz koymuş. Sonrabir torbadan irice kaya parçaları çıkarmış, dikkatle üst üste koyarak kavanozun içine yerleştirmiş.

Kavanozda taş parçası için yer kalmayınca sormuş; "Kavanoz doldu mu?" Sınıftaki herkes, "Evet, doldu" yanıtını vermiş. "Demek doldu ha" demiş hoca. Hemen eğilip bir kova küçük çakıl taşı çıkartmış, kavanozun tepesine dökmüş.

Kavanozu eline alıp sallamış, küçük parçalar büyük taşların sağına soluna yerleşmişler. Yeniden sormuş öğrencilerine; "Kavanoz doldu mu?" İşin sanıldığı kadar basit olmadığını sezmiş olan öğrenciler; "Hayır, tam da dolmuş sayılmaz" demişler.

"Aferin" demiş zaman kullanım hocası. Masanın altından bu kez de bir kova dolusu kum çıkartmış. Kumu kaya parçaları ve küçük taşların arasındaki bölgeler tümüyle doluncaya kadar dökmüş. Ve sormuş yeniden; "Kavanoz doldu mu?" "Hayır dolmadı" diye bağırmış öğrenciler.

Yine "Aferin" demiş hoca. Bir sürahi su çıkarıp kavanozun içine dökmeye başlamış. Sormuş sonra; "Bu gördüklerinizden nasıl bir ders çıkardınız?"

Atılgan bir öğrenci hemen fırlamış; "Şu dersi çıkarttık. Günlük iş programınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman yeni işler için zaman bulabilirsiniz."

"O da doğru ama" demiş zaman kullanma hocası; "Çıkartılması gereken asıl ders şu: eğer büyük taş parçalarını baştan kavanoza koymazsanız daha sonra asla koyamazsınız."

Ve ardından herkesin kendi kendisine sorması gereken soruyu sormuş; "Hayatınızdaki büyük taş parçaları hangileri, onları ilk iş olarak kavanoza koyuyor musunuz? Yoksa kavanozu kumlarla ve suyla doldurup büyük parçaları dışarıda mı bırakıyorsunuz
31-05-2008 05:45:51
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
İnsasse Erkek
∑usa
***
Özel Üye

Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 1,357
Rep Puanı: 1806 - Rep ver
Şehir: Ankara
Ruh Halim: Yorgun
Durum: Çevrimiçi
Mesaj: #5
Cvp: Felsefe İçeren Hikayeler
BAŞARI,ZENGİNLİK ve SEVGİ...

Alışverişe gitmek üzere evden çıkan bir kadın, kapısının karşısındaki kaldırımda oturan bembeyaz sakallı üç yaşlıyı görünce önce duraksadı, sonra onları, tüm içtenliğiyle evine davet etti; "Burada böyle oturduğunuza göre, üçünüz de kesinlikle acıkmış olmalısınız", dedi. "Lütfen içeri gelin, size yiyecek birşeyler hazırlayayım."

Üç yaşlıdan biri, kadına, eşinin evde olup olmadığını sordu. Kadın, eşinin biraz önce çıktığını, şu anda evde olmadığını söyledi. Yaşlı adam, başını iki yana salladı; "Eşiniz evde değilse, biz de davetinizi kabul edemeyiz", dedi.

Akşam eşi geldiğinde, kadın karşı kaldırımdaki yaşlı adamlarla arasında geçen konuşmayı anlattı. "Senin evde olmadığını öğrenince, içeri girmek istemediler" dedi. Yaşlı adamların budavranışlarını öğrenince, kadının eşi üzüldü. "Bir bakıversene dışarı", dedi. "Hâlâ oradalarsa, şimdi davet edebilirsin eve."

Kadın kapıyı açar açmaz, karşı kaldırımdaki bembeyaz sakallı üç yaşlıyla yeniden karşılaştı. "Eşim geldi, şimdi evde" dedi ve onlara davetini yineledi; "Yemeğimizi birlikte yemek için sizi şimdi davet edebilir miyim evimize?"

Kadının davetine yaşlılardan biri yanıt verdi; "Biz hiçbir eve üçümüz birlikte gitmeyiz", dedi ve kısa bir duraksamadan sonra, bir açıklama yaptı; "Sağ yanımdaki bu arkadaşımın adı, zenginliktir. Bu yanımda oturan arkadaşımın adı başarı, benim adım ise sevgidir.

Kendini ve arkadaşlarını tanıttıktan sonra sevgi, kadına ilginç bir öneride bulundu "Şimdi evinize gidin ve eşinizle başbaşa verip, bir karara varın", dedi. "İçimizden sadece birimizi davet edebilirsiniz evinize. Hangimizi davet etmek istediğinize karar verin, sonra gelin, kararınızı bize bildirin."

Kadın, sevginin önerisini eşine anlattığında, adam sevinçten göklere fırladı. "Aman ne güzel, ne güzel", dedi. "Hangisini davet edeceğimizi bize bıraktıklarına göre, biz de içlerinden zenginliği davet ederiz ve evimiz de bir anda zenginliğe kavuşmuş olur."

Eşinin kararı, kadının hiç de hoşuna gitmedi. "Başarıyı davet etsek, daha mantıklı bir karar vermiş olmaz mıyız, kocacığım?", dedi.

Kayınvalidesiyle, kayınpederinin bu konuşmasına, içerideki odada bulunan gelinleri de kulak misafiri olmuştu. Koşarak içeri girdi ve o da kendi önerisini söyledi; "En doğru karar, sevgiyi davet etmek değil midir?", dedi. "Düşünsenize, evimiz bir anda sevgiye kavuşacak"

Gelinin bu önerisi, kayınpederin de, kayınvalidenin de çok hoşlarına gitti. "Tamam, en doğru karar bu olacak" dediler. Sevgiyi davet edelim..."

Kadın kapıyı açtı ve üç yaşlıya birden sordu; "İçinizde hanginiz sevgiydi? Onu davet etmeye karar verdik. Lütfen buyursun..."

Sevgi ayağa kalktı, eve doğru yürümeye başladı. Arkadaşları da ayağa kalktılar ve sevginin arkasından, onlar da eve doğru yürümeye başladılar. Kadın, büyük bir şaşkınlık ve heyecan içinde, zenginlikle başarıya sordu; "Siz niçin geliyorsunuz? Ben yalnız sevgiyi davet etmiştim."

Kadının bu sorusuna, üç yaşlı birlikte yanıt verdiler; "Eğer içimizden yalnız zenginliği ya da başarıyı davet etmiş olsaydınız, davet edilmeyen ikimiz dışarıda bekleyecektik. Fakat siz sevgiyi davet ettiniz. Bu durumda üçümüz birden gelmek zorundayız evinize."

Ve kadının "niçin?" diye sormasını beklemeden, zenginlik ve başarı sözlerini şöyle sürdürdüler; "Çünkü sevginin olduğu her yerde, biz zenginlik ve başarı da her zaman, onun yanında oluruz.
31-05-2008 05:46:18
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
İnsasse Erkek
∑usa
***
Özel Üye

Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 1,357
Rep Puanı: 1806 - Rep ver
Şehir: Ankara
Ruh Halim: Yorgun
Durum: Çevrimiçi
Mesaj: #6
Cvp: Felsefe İçeren Hikayeler
Hangi İki Köpek?

Yaşlı kızılderili reisi, kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyordu. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve 12 yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesinin önünde boğuşup duruyorlardı.

Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli görünürken niye ötekinin de olduğunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla sordu dedesine. Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

"Onlar," dedi, "benim için iki simgedir evlat."

"Neyin simgesi?" diye sordu çocuk.

"İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük, içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları."

Çocuk, sözün burasında, mücadele varsa, kazananı da olmalı diye düşündü ve her çocuğa has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

"Peki, sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?"

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa:

"Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem…”
31-05-2008 05:46:58
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
İnsasse Erkek
∑usa
***
Özel Üye

Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 1,357
Rep Puanı: 1806 - Rep ver
Şehir: Ankara
Ruh Halim: Yorgun
Durum: Çevrimiçi
Mesaj: #7
Cvp: Felsefe İçeren Hikayeler
Yolumuzdaki Engeller...

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun uzerine kocaman bir kaya koydurmus, kendisi de pencereye oturmustu.
Bakalim neler olacak diye gozluyor...

Ulkenin en zengin tuccarlari, en guclu kervancilari, saray
gorevlileri birer birer geldiler, sabahtan oglene kadar. Hepsi kayanin etrafindan dolasip saraya girdiler.
Pek cogu krali yuksek sesle elestirdi. Halkindan bu kadar vergi aliyor, ama yollari temiz tutamiyordu.

Sonunda bir koylu cikageldi.
Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sirtindaki kufeyi yere indirdi,
iki eli ile kayaya sarildi ve ikina sIkina itmeye basladi.
Kan ter icinde kaldi ama, sonunda, kayayi da yolun kenarina cekti.
Tam kufesini yeniden sirtina almak uzereydi ki, kayanin eski yerinde bir kesenin durdugunu gordu.
Acti... Kese altin doluydu. Bir de kralin notu vardi icinde...
"Bu altinlar kayayi yoldan ceken kisiye aittir." diyordu kral.

Koylu, bugun dahi pek cogumuzun farkinda olmadigi bir ders almisti.

"Her engel, yasam kosullarinizi daha iyilestirecek bir firsattir."
31-05-2008 05:47:25
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  Skolastik Felsefe Nedir? alone girl 1 19 09-10-2008 13:19:10
Son Mesaj: esmer afacan
  Siyaset Felsefesi Nedir? alone girl 1 10 09-10-2008 13:18:38
Son Mesaj: esmer afacan
  Realizm (Gerçekçilik) Nedir? alone girl 1 20 09-10-2008 13:13:13
Son Mesaj: esmer afacan
  Varoluşçuluk Felsefesi Nedir? alone girl 0 7 09-10-2008 12:33:38
Son Mesaj: alone girl
  İdealizm Nedir? alone girl 0 8 09-10-2008 12:33:03
Son Mesaj: alone girl
  Devlet Felsefesi Nedir? alone girl 0 9 09-10-2008 12:31:55
Son Mesaj: alone girl
  Deneycilik Nedir? alone girl 0 6 09-10-2008 12:31:15
Son Mesaj: alone girl
  Din Felsefesi Nedir? alone girl 0 8 09-10-2008 12:30:33
Son Mesaj: alone girl
  Bilgi Felsefesi Nedir? alone girl 0 7 09-10-2008 12:30:07
Son Mesaj: alone girl
  Akademia Nedir? alone girl 0 5 09-10-2008 12:29:39
Son Mesaj: alone girl
  Analitik Felsefe Akımı Nedir? alone girl 0 6 09-10-2008 12:28:55
Son Mesaj: alone girl
  Helenistik (Helenizm) Felsefe Nedir? alone girl 0 6 09-10-2008 12:28:01
Son Mesaj: alone girl
  20. Yüzyıl Felsefesi Nedir? alone girl 0 6 09-10-2008 12:27:26
Son Mesaj: alone girl
  19. Yüzyıl Felsefesi Nedir? alone girl 0 5 09-10-2008 12:27:04
Son Mesaj: alone girl
  18. Yüzyıl (Aydınlanma) Felsefesi Nedir? alone girl 0 6 09-10-2008 12:26:40
Son Mesaj: alone girl

Forum Atla:

İletişimGönülçelen.NetYukarıya dönİçeriğe DönHafifleştirilmiş SürümRSS Beslemesi