adsizalkolik hikayesi öyle çok bir ilginç yanım yok benim... kendimi kaybettiğim o malum günden beri içerim... yalnız iyi içerim... alkolden başka kimse olsun istemem yanımda... ben bana yeterim bilirim... ötesi hikaye...
çok insan tanıdım bugune kadar... adamın hassını alkollu tanırsın. maskesi düşüverir. içinde ne var ne yok serer ortaya. öyle yalandan eğilmez iki büklüm önünde.saygıysa hakikaten saygıdır...sevgiyse de sevgi... idealar dünyasıdır alkollü masa... yalan söyleyecek hali takati dermanı kalmaz insanın bilirler... bilirim... şimdi sırf bu yüzden tumturaksız lafı eymeden bükmeden konuşuyorsam içimden geldiği gibi ve sen kızıyorsan okurken iki tek parlat anlarsın beni...
iki üç adam tanırım adam gibi iki üç de kadın... iyi içerler sağolsunlar... alkolümü sigaramı düşünürler... anlatıp kusup bana bırakıp giderler her şeyi... ben mi... ben içerim yalnızca... daha fazlasına çalışmaz aklım...bir zamanlar bende içinizden biriydim... şöyle tabir etmek istediğinizi duyar gibiyim looser... varın deyin... bir şey çıkmaz bu hikayeden ... benim derdimin çaresi yok bilirim... ben her gece üç beş kadeh içtim mi kendime gelirim... sabah kalktığımda, şayet ayılmak daha doğru bir tespit, baş ağrım geçsin diye içerim... mutlu olmaya içerim... ağrıya,acıya,kedere,doğum gününe içerim... en olmadı sokakta düşen çocuğa içerim bahane bulamazsam, şişenin erken bitişine içerim...
hayatım boyunca büyük hayallerim olmadı benim. ve hiç bir gönül mahkemesinde mahkum edilmedim... gidenlerin arkasından hakkımı helal etmediğim bir tek tanıdığım kalmadı... kalanların gidişlerini beklemeyi iple çekerim...
yalnız geldim, alkolle öleceğim bilirim... başımdan geçenlerin hiç biriniz için bile bir anlamı yok bilirim... acıyarak veya saçmaladığımdan dem vurarak devam edeceksiniz yola... vicdanın sesi adamı ne hallere sokar alkol masalarında öğrendim... çocuklar neden şarapta taktis edilirler bilirim... yok isanın kanı falan hikaye alkol arındırır sizi maskelerden... saf kendiniz ve iç güdüleriniz kalır geriye... içinizdeki şeytanla ve melekle gelgitçilik oynarsınız... artık hangisi diğerine baskın gelirse....
bir şarap parası genç diye önünüze atlayanlardanım ben hergün... ekmek parası istemedim hiç... dürüstlüğümün ayıklara pirim yaptığı tek konuda bu zaten... ne istediğimi bilmek söz konusu olduğunda iki heceden ötesi çıkmaz ağızımdan... abi bir şarap parası... kanımda azaldı duramıyorum nolur abi be...
sokaklarda uyuyup kalmakla beraber bir numaralı sarhoş gezeniyim alemin... neyim olduğuna dair öyle hikayeller varki gülerim... derme çatma bir evim var arada sırada yolunu bulduğum... ötesi sabunluktur beni zaten bozar... para en fazla alkole yarar hikayedir gerisi...
gözlerim kapanıyor... ilk günden hikayeyi anlatmak olmaz... üstelik bilirim ki alkollü çekilirim... alkolsüz kimseye yaramam... internet kafenin sahibi izin verdikçe buralarda olacağım...malum hem alkol hem bu görüntüyle... fazla şansım olamaz hergün birşey anlatmaya...
tamam çok fazla vaktim yok daha fazlasına izin alamam... zaten insanlar gündüz ayıkken veya herkes için fazlaca başkayken benimle iletişim halinde olduklarının bilinmesini istemezler... savunulacak bir tarafım genelde gören gözler tarafından bilinmez... olsa olsa bilen yüreklerde varımdır ben... ötesini sorgulamak hata olurdu gerçekten... kızmıyorum çoğunlukla... eskiden yadırgardım insanları... düşmeden önce... her zaman böyle bir adam değildim yani... çalıştığım hatta okula gittiğim bir zaman dilimi vardı hayatımda... şimdi öyle uzak ki toplu halde iletişim kurulan ve çıkar çatışmasına maruz kalınan yerlerde barınmak... üstüm başım perperişan, nefesimde alkolün çiğ kokusu... saç sakala karışık değil yadırganacak olan... dün zorla kestirdiler çünkü... hayatımda hırsın olduğu dönemi hatırlar gibiyim... ozamanlarda ben de gülerdim ben gibilere....
bak bana halime falan... yalan bu şekilde yaşamak falan da yalan... ben bile yalanım yani... onca hayat parçacağı arasında kaybolup hala yaşadığımı iddia ediyorum ya sen düşün gerisini... ben en azından bilirim neyin doğru olup olmadığını... neyin gerçek neyin yalan olduğunu alkollüyken... sen kendine söylediğin yalanlara inanarak kalkarsın yataktan ben genellikle ayılmayarak ve mümkünse kendimi bayıltmaya elimi uzatarak... ben en azından bilirim ne zaman kimin yalan söylediğini kendine... kendime rağmen hayatta kalmak ne demek bilirim... ama bak bir senden tarafa... ne için yaşadığının farkında mısın... bağımlıyım ben... hor görülenim ben ama gerçeğim ben....
gerçekten iyi kullanıyorsun kelimeleri , anlamları... ciddi ciddi bir bağımlımısın merak ettim açıkcası, umarım alkole değil hayata bağlanırsın... huzurla kal
bir kaç küçük dip not var hayata geçirilmesi şart olan. olasılıkların Türkiye koşullarında sonlu olması gerçeği canımı sıkmaya başladı işte. Garipliğimin, efkarımın, bira bardaklarından kalan gülüşlerin bendeki izini kim bilir onun kadar iyi. Yaşlar tuzlu ve sıcak akarken soğuk bardağın içine, bir buse diye inlerken yüreğim karamsarlığın alevinde, adının güzel ve istek manasına denk düşmesi seni ne kadar istenir yapar ki...
Muhtaç olduğum kuvvetin beyinden kaslara gelen bardağı kafanı dik emrinde gizli olduğunu bile bile örselenen kalbimi ne diye sürüklersin uçurumlara. Kaçmakla kaçamak arasındaki farkın bulanıklaştığı gündür belki bu gün, geride sorular bırakmak lazım gelir belki... Aynı mekanda ikinci defa soğukta aksi gibi aynı insanla nedir bu yarım kalmış söz öbeklerinin direnişi. Kumar masalarında sözü olmayıp kozu olanların kaybetme isteğini hora çekmesi değil midir tutku yoksa....
elin adıyla sanıyla isteğin elinde. bir oyok ortalıklarda ve sen ancak ümit edebilirsin gelişini, gözünün önünden geçişini. Yabancı sokaklarda dolanırken, rastlantı denilen şey için dua sallandırırsın inanmakta güçlük çektiğine. "Magrip mi yoksa makber mi yarap" diye tam koyuverecekken narayı bir de yürek seni sualle derdest eder... Değişiminin nedenlerini sorup bayar. Sonra aynı sokak ve aynı şarap tekrar. Güneş tepede olunca kimse sormaz nedir bakalım derdin koyver diye. Ne de olsa aydınlık gizler her şeyi.
Gözlerin alkolle ağlamak arasında sıkışıp kalan bir halt yüzünden kızarmıştır. Dert sende derman da sendedir. Ötesi palavradır, hikayedir... Ucubenin nesi olduğu değil, nasıl göründüğüdür önemli olan kısmı... Sadece bu yüzden bile acınmayla ödüllendirilir, anlışamamakla yeğlenir.
Şişenin dibi delinir. Saat kolumda ağırlık yapar. Son bir kaç aydır tam da düzelmeye meğil ettim derken, kaldırmaz yürek ağırlığı. İtinayla okutulur saat, nerden aşırdığımın merakı ve hırsızlığın damgasıyla. Şöyle iyi bir şarap alınır. Normalde tüketilen şarabın iki kat fazla fiyatına. Artık zaman da önemini yitirmiştir ne de olsa üç kuruştur değeri. Artık gelmeyen istek de beklenmeyecektir, ne de olsa kaçmıştır alkoliğin şevki.
bunca zaman içinde anlarım usulca , yokluğun gerçek adı yalnızlık değil parasızlıktır bu coğrafya da...
hayat bir mücadeledir... bu mücadelede geçim derdi de olur , acıda olur tatlıda... ama hepsiyle başedecek kuvvet yine kendimizde mevcuttur , şişelerde değil Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz.
çok insan tanıdım bugune kadar... adamın hassını alkollu tanırsın. maskesi düşüverir. içinde ne var ne yok serer ortaya. öyle yalandan eğilmez iki büklüm önünde.saygıysa hakikaten saygıdır...sevgiyse de sevgi... idealar dünyasıdır alkollü masa... yalan söyleyecek hali takati dermanı kalmaz insanın bilirler... bilirim... şimdi sırf bu yüzden tumturaksız lafı eymeden bükmeden konuşuyorsam içimden geldiği gibi ve sen kızıyorsan okurken iki tek parlat anlarsın beni...