ayyaşın hoş beşleri... BASLATaşk, sevgi, romantizm, şiirleri, yazıları, resimleri, yazısı, fotoğrafları, mesajları, kitapları, sözleri, eserleri, sms, smsleri

 Gönülçelen Ailesi MSN'de! Listeye katılmak için tıklayın. Sohbet odasına yönetici başvuruları
MSN'de Gönülçelen'i kullanmak için geniş anlatım.
Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
ayyaşın hoş beşleri...
Yazar Mesaj
adsizalkolik Erkek
Üye

Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 41
Rep Puanı: 160 - Rep ver
Şehir: Adana
Ruh Halim: Sarhos
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #22
Cvp: ayyaşın hoş beşleri...
Uzun zaman sonra elimden gelenin en iyisini yapıp bir iş buldum. Sabah dokuz akşam beş mesaisi için sabahları erken kalkmam gerekiyor... normalleşiyor muyum.. Hayır sanmıyorum... Ayak mı uyduruyorum hayır... Yalnızlığımı özlüyorum sadece bütün olan biten bu.....



Her geçen gün farkına varıyorum, dilenmek ya da dileye bilir olmak beraberinde hep çokluğu getiyor... birden fazla olmayı... İçmek denilen olgu her seferinde muhabbetle beraber çekilmez ki... Yalnızlığının ortağı her zaman teklikle kıyas kabul etmez ki... İki tek atabilmek için cebinde bir kaç tekliğin olması gerekiyor işte... Ne yaparsan nasıl yaparsan yap, yalnızlık bile satın alınabilir bu alem de... Öze kalan bir sen bile yok işte...



Bu yüzdendir sabah dokuz akşam beş mesailerine bulaşmam, yalnızlığımın bedelini iki kere ödemem. yalnızlığım için para kazanma mesaisine katlanmam, para kazanabilmek içinde insanlara... Öyle böyle bir yarım kalmışlık silsilesi değil bu....



Bunca zamandır kaybeden olmak için debelenip duran nevi şahsından müzdarip kişilik, kalmış şimdi rakamlar ve yaratılan en eski dil olan matematik öğreneme mesaisine zaman ayırmış... Saçma... Saçma... Saçma....



Elimden, ayağımdan tutan olmadan, başımda bir benim aklım kalarak, bir damla kelime özütünü duymaya hasret kalarak geçirmek istediğim zamanlar o kadar çok ki...



İnansam bir insanların özlemini duyduğu şeylere, yokluklarını arar olsam... Yoksunluğum için değil yokluğum için tumturaksız cümleler savuracak cesareti göstersem... Ortalamanın üstünde öfke tohumlarını, şerrin gölgesinde yeşertsem... Kendimden intikam almaktan vaz geçsem... Acıtmanın yürek söken coğrafyasında gezinmekten delirmesem...



Sabah dokuz akşam beş mesaisi... Canımın yanışının küllerinden gösterisi...
adsizalkolik diyor ki:
AL'KOL S'AN'A

AZ GELEBİLİR AMA

MAHFOLUŞA GİDEN YOLDA

ELİMİZDE BU KALDI...

İSTER BÜYÜK HARFLE

ister küçük harfle

DAMGALAYAN VE duymayan

"SEN" OLDUKTAN SONRA

DEĞİŞMEYEN'SEN HALA

EN FAZLA APIŞIP KALIRSIN

HAYATA DAİR, HAYATIN İÇİNDE

SICAK, soğuk, ACI, tatlı

kısacası SIFAT fark etmez sana

BİR KOKU KALIR TENİNDE TANIMADIĞIN

BİR KO®KU KALIR

GÖZLERİNDEN AKITAMADIĞIN...
30-01-2008 00:17:41
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
adsizalkolik Erkek
Üye

Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 41
Rep Puanı: 160 - Rep ver
Şehir: Adana
Ruh Halim: Sarhos
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #23
Cvp: ayyaşın hoş beşleri...
Var olmak böyle bir şey... Doğmak, her hangi bir şeyi yapabilmek ve sair yetmiyor... İlle de birilerini istiyor adam yalnızlıktan haz etmiyor. Kim demiş neden demiş şimdi daha net anlıyorum... Yalnızlık Allah'a mahsus... Etrafımda o kadar çok insan var ki... Telefon rehberim o kadar dolu ki... Her gün tonlarca insana selam edip geçiyorum koridorda... Velakin yok kimse hayatımda... Bildiğin yalnızım eni konu... Elim dokunmaz yüzüme... Ya da sırtım sıvazlanmaz artık... Hayat yalnızlıkmış yeni anladım...



Ramazan münasebetiyle kapalı olanlardan değilim... Alkoün bini bir para bende... Etrafımda içen de var, içmeyen de... Muhabbetine göre içerim de, içmem de fark etmez... Karşımdakine göre değil gerçi eylemlerim ama inceden sayarım insanları, insanlığıma atfen... Öyle böyle davranmam gerçi kimseye... Gel gör ki yalnızım işte... Eni konu yalnızım....



Öyle bir hasret birikitiyorum ki sarılmaya, dermansız dertlerinin arasında derdin sarılmak olsun diye geçirdiğim zamanlara öyle kara çalıyorum şimdi... Varlığının devamı için yetmiyor demek ki sadece var olmak... Bi de ille de ifade etmen gerekiyor var olduğunu... Öteki türlüsü adamı bozuyor... İçinde durduğu gibi durmuyor hüzün... Üstelik şişede de satılmıyor.....



Kışa giriş depresyonu bu bilirim... Doğa uyuyunca uyuyasım geliyor benim de... Elimi hiç bir şeye sürmeyesim... Gözlerinden yaşlar akasım... Özleyesim... Yolcu ettiklerimi türküyle arayasım... O kadar çok şey geliyor ki içimden hiç birini kalkıp sırayla yapmaya fırsat bulamıyorum...



Küçücük kasaba evleri hayal ederdim küçükken masum, bodrumları izbe.. Anıların bodrumlara kalkmadığı, izbeliğin içinde sadece yakacak kömür aradığım evler... Etrafı, bahçesi yeşil, akşamları denizden gelen meltemin yazın serinletip, kışın titrettiği... Arkadaşlarının elinde tepsiyle eve geldiği,canın sıkılıp yaran kanadığında rahatlıkla kapısını çaldığın bir yaşlı çiftin yan komşun olduğu evler...



Hasret çektiğinde yanına gidebildiğin uzaklarının olduğu, uzakların yakınlaşabildiği ama yakınların uzakta durmadığı yaşam alanları hayal edip dururdum... Bilmezdim o zaman hayat denen pratikte hiç bir zaman olması gerekenlerin olmadığını, kimyadaki normal koşulların bizzat koşullara ihtiyacı olanların kendisi tarafından alt üst edildiği yere dünya dendiğini.... Dünya atlı karıncaydı ne de olsa ikisi harbiden dönerdi... Hem dönmek denilen şey baş döndürse bile keyifliydi...



Uzun uzun anlatamam belki neler kaybettiğimi, ya da uzun uzun anlattım belki bir koyunun ancak kendi bacağından asılabileceğini... Eskilerden bir şarkı dinliyorum şimdi... Terennüm eden Gönül Yazar... Adı gibidir kendisi bilemem ama o kadife ses, gençliğinden beklenmeyecek bir melankoliyi şimdi kulağıma fısldıyor... "Bu ne bitmez çileymiş, neden hala dolmadı... Sevmek korkulu rüya..."



Hayatım boyunca yeteri kadar savaşmasam bile hayallerimi hep sevdim ben... Hayatımda yarım bıraktığım çokça şey yok...Haliyle şanslı adledilebilrim... İstediklerime az tabir edilebilecek bir sabırla ulaştım ben... Ama istek denilen şeyi karıştırmayalım arzuyla....



Üniversiteyi iki defa kazanmaktan, bitirmek, yurt dışında okuyabilmekten, sözüne önem verilen bir adam olmaktan ya da ne bileyim partilerin aranan adamı olmaktan bahsediyorum alt tarafı... Sevgiden sevgiliden ya da özlemden tutkulu ve arzu dolu duygulardan değil...



Şanslı biriyim aslında, kendime rağmen hala ölmediğim var sayılırsa, kenidime rağmen hala sevildiğim düşünülürse...



:Velakin derdin başlayıp bittiği yer ben de, var oluşta yani hata... Ben sevemiyorum kendimi... Ben isyan etmiyorum ama kabul de edemiyorum olan biteni... En dağılmış zamanımda bile bir tarafım sürekli kendinde kayıt alıp duruyor... İnsanlardan utnamaktan değil, kendime kızmaktan bahsedebilmek, daha çok kendimi sevmemeye gark edebilmek için....



Var olmak tam da böyle bir şey işte ben de, daldan dala atlayıp, dala bir şey sormamak... Ağacı değil kendini düşünmek... Bencil olabilmek ama kendinden nefret etmek.... Böyle bir çelişki var olmak bende... Yoksa neden içsin insan... Durup dururken zorsuz, keyiften içilir mi bu meret her akşam....
adsizalkolik diyor ki:
AL'KOL S'AN'A

AZ GELEBİLİR AMA

MAHFOLUŞA GİDEN YOLDA

ELİMİZDE BU KALDI...

İSTER BÜYÜK HARFLE

ister küçük harfle

DAMGALAYAN VE duymayan

"SEN" OLDUKTAN SONRA

DEĞİŞMEYEN'SEN HALA

EN FAZLA APIŞIP KALIRSIN

HAYATA DAİR, HAYATIN İÇİNDE

SICAK, soğuk, ACI, tatlı

kısacası SIFAT fark etmez sana

BİR KOKU KALIR TENİNDE TANIMADIĞIN

BİR KO®KU KALIR

GÖZLERİNDEN AKITAMADIĞIN...
30-01-2008 18:03:00
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
adsizalkolik Erkek
Üye

Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 41
Rep Puanı: 160 - Rep ver
Şehir: Adana
Ruh Halim: Sarhos
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #24
Cvp: ayyaşın hoş beşleri...
Üşüdüm, yağmur yağınca üşürüm ben hep. İçim ürperir. Sanki benden bir şey çalar yağmur. Sıcak mesela. Ya da günahlarımı… Yalnız kalırım, çıplak ve çaresiz. İyi bir şey olduğunu söyler eskiler. Ama sevmezler toprak kokusuna güzel denmesini. Çekermiş söyleyeni içine. Sözde. Laf bunlar. Benimki gibi… Söyleyecek sözü olmayanların uydurdukları bir dolu deli saçması. Söyleyecek neyim yok ki saçmalıyorum şimdi.



Islak. Tenha. Yarı uyuşuk ve depresyonlu. Sanki hastalıklı ve bulaşıcı bu duruş. Kimse ama hiç kimseye anlatılamaz bir sıkıntı. İçimde, üzerimde, tepinen. Duran ve durduran. Öfke nöbetleri arasına sıkışıp kalmış bir sözde çocuk yüreği. Çırpındıkça batıyor muyum yoksa uyum mu sağlıyorum belli değil.



Yağmur. Rüzgar. Gözyaşı. Elim kolum bağlı, bağdaş kurmuşum ve çok bilenlerin saltanatının yıkılması için sadece meditasyon yapıyorum. Saçmalıyorum ve derinlemesine düşünmeden yapıyorum ne yapıyorsam. Çok bulanıyor midem. Gemi su alıyor ve ben hala şarap testisi elimde, son derece aristokrat kemancı arıyorum. O bilindik notalı bilinmedik senfoni kulaklarımda çınlasın istiyorum.



Deniz koymadım adını, hayır suya da deymedi ayakları ve hatta Rum da değil kemancı. Ben de hiç işçi olmadım. Emekçi. Ekmek içi yemeği reddettim, mideme oturuyor diye. Ayaküstü ve beyhude ilişki yumaklarında dolanmaktan gelirken nasıl başlanır ki hayata…



Earthworm.. Solucan yani benim ruhum. Her deliğe girip çıkar dünyada. Barınmak olmasa bir de derdi tasası. Ama yerleşmek ya adı… Yerleşik düzende masa etrafında karşılıklı içme sevdası ya da yaşam gailesi diye tutturduğu ruhumun…



İstifa etmeyi pek bilmem, daha ziyade istifade etmek benimkisi. Kanını emmek, kanı emilmişlerin –en azından bir kısmının- çocukluktan kalan özlemi… Güç ve ibrişim kuşları… İbrişim kuşları ölür mü güç gösterisinde bulunsam. Çocuk gibi bulut kovalasam uçurtmayla ve vursam hayatının anlamını sapanla.



Ayrık otu, benzemiyor ne ebegümecine ne de pirpirime. Ne tadı ne de tuzu. Ve sahi aslında varılacak durak tuzdu ama mecazlarla boğuşmaktan, atladık keskin iyodu.



Şimdi aklımda bir deniz kıyısı, kumsalsız, ötesinden berisinden araba geçen, içine girilmesi atalarımca yasaklanmış bir deniz kıyısı. Gri, oynak ve ne kadar başka gözle görmeyi denesem de hüzünlü. Eskilerin dilinde bir türkü, bir hikâye ucu bucağı olmayan su. Derdin ve rüyaların ona anlatıldığı, feraha kavuşturan yaşamın özütü.



Hani nefretten körelmiş gözlere basılan, kenarında yaşamayanların öğrenmek için kıyılarına indiği, melankoli kokan, yarı ateşli ama derde derman deniz kokusu. Amacın olmadan yürüdüğünde, yürümenin amacı olanları gördüğünde tebessümü dudaklarına deydiren o garip kimya. Hemingway olmayı çok isterdim. Hani kokuları ve tatları tarifin ustası… Ben değilim uzman, tasvir belki ama tarif… Nasıl bir duygudur ki o yüreğine serinlik verdikçe içindeki ateşi söndürdükçe ve hatta yeni doğru ateşleri körükledikçe varlığına bedellenir. Ve bilirim ki çok zordur liman kentlerinden ayrılmak.



Bir zaman adamın biri Londra Havası diye torbalar satarmış özlemden tutuşanlara uyanıkça, ama satılamaz ki denizin kokusu ve içine işleyen iyot çıkarılıp verilmez ki başka birine. Keşke rakı şişesine sığsa iyodun ve denizin o masum oyunu. Ve kolilere doldurup gönderebilsem uzak diyarlara.

Aklımda bir gün batımından kalan nefsi körelmiş güneş ve bir bardak buz gibi bira, çerezsiz ve patatessiz. Kimliğini hiç görmediğim insanların karaya çalan gözleri. Kara kokanların nefes depolaması deniz kenarında. Sanki ışığa uçan pervaneler gibi koşuşan kara adamları kadınları deniz kenarında.



Aklımda bir bahar akşamı; yüksekten uçan bir karabatak alçaktan uçan bir martı… Dengeler bahar yorgunluğu mesaisinde, sarhoşluk gibi. İlk sevinç ilk heyecan gibi… tuz gibi…
adsizalkolik diyor ki:
AL'KOL S'AN'A

AZ GELEBİLİR AMA

MAHFOLUŞA GİDEN YOLDA

ELİMİZDE BU KALDI...

İSTER BÜYÜK HARFLE

ister küçük harfle

DAMGALAYAN VE duymayan

"SEN" OLDUKTAN SONRA

DEĞİŞMEYEN'SEN HALA

EN FAZLA APIŞIP KALIRSIN

HAYATA DAİR, HAYATIN İÇİNDE

SICAK, soğuk, ACI, tatlı

kısacası SIFAT fark etmez sana

BİR KOKU KALIR TENİNDE TANIMADIĞIN

BİR KO®KU KALIR

GÖZLERİNDEN AKITAMADIĞIN...
30-01-2008 18:17:11
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
adsizalkolik Erkek
Üye

Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 41
Rep Puanı: 160 - Rep ver
Şehir: Adana
Ruh Halim: Sarhos
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #25
Cvp: ayyaşın hoş beşleri...
Ne tuhaftı şu sabah dokuz akşam beş mesaisi... Defnetmiş gibi konuşuyorum bütün üstümden geçen şeyleri .Alışkanlık benimkisi ıslanınca biter sanırıyorum her şeyi.Şeker gibi erir sanıyorum hatırıları. Düşünmeyince biter gibi geliyor.



Daha fark etmedi kimse. Su alır götürür her şeyi. Dertlerini tasını endişeni. Anadolu'da rüyalarını neden akarsuya anlatırlar ya da kuyulara anlıyorum şimdi. Su alır götürür her şeyi. İçimden öyle yüksek sesle haytkırmak geliyorki susuyorum. Deli gibi ölmek isterken, ölmeyecek gibi yaşıyorum. Kadehlerim ya da şişelerim dolup boşalabilsin diye satıyorum her gün kenidimi aynı saat ücretine. Daha iyi anlıyorum hayat kadınlarını. Daha çok hak veriyorum Travestilere. Bilmem "verince" acımadan devam ediyor mudur hayatları... Ben sadece anlıyorum tecavüzün her gün ne olduğunu ve ızdırabın yenilebilir olduğunu her gün.



Zor beni benden çalan hayata katlanmak, geri dönüşüme uğruyorsa ruhlar ben daha önce ya bir ot ya da aristokrasi soyundan kendini beğenmiş bir zavallıydım. Hiç bir şey yapmayarak acıyordum kendime kesin, şimdiyse fırsat buldukça rutin arasına sıkıştırıyorum bu mesaiyi, daha fazla yapmadığım için daha çok acıyorum kendime.



Kerameti kendine zarar veren kaç tane ucubeye daha ev sahipliği yapıyor bu dünya bilmiyorum. Uzun süreli ilişkiler kurmamak için elimden geleni yapıyorum. Kimi hayatımda uzun tutsam zarar geliyor öyle ya da böyle ben sevgimle bile öldürebiliyorum.



Urbam sokakta yatan kalkan biri olduğumda elbet farklıydı. Dolayısıyla beni görmezden gelenleri ve gelmeyenleri görmezden gelme hakkına sahiptim. Koruyordum insanlığı- Guardian Angle- kimse benden muzdarip değildi. Buhran bana aitti, aşk bana aitti. Dokunamayacaklarımı hayal etmek güzeldi.



Cesaret üflediler ruhuma, olmazı oldurmaya çalışıyorlar şimdi. Dikilemem ki ben kimsenin karşısına, var olduklarını iddia ettikleri potansiyel hakkında en ufak fikrim yok ki benim...



Kendime ait bir boşlukta, kendime has sonu beklemekle nihayete erecek ömrüm. Ötesi sadece palavradan ibaret, ben göremem, ben bilemem, ben konuşamam ötesini.



Sokakta serkeşlik yapmanın lüks olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz, ölümün kimsenin kapısını çalmayacağını düşündüğümüz bir coğrafyada. Üç beş kadehle masada hatunun götürüldüğü memleketin kurtarıldığı masada.



Hastalıklı bunların hepsi. Namlunun ucuna gelince anlıyorsun, velakin cesaret edemiyorsun noktayı koymaya, istemesen de bağ kuruyorsun. Olduramıyorsun, yada noktalısı işte esince....



İyi geceler tatlı rüyalar, alkolik ruhum... rüyanda beni öldür olur mu...
adsizalkolik diyor ki:
AL'KOL S'AN'A

AZ GELEBİLİR AMA

MAHFOLUŞA GİDEN YOLDA

ELİMİZDE BU KALDI...

İSTER BÜYÜK HARFLE

ister küçük harfle

DAMGALAYAN VE duymayan

"SEN" OLDUKTAN SONRA

DEĞİŞMEYEN'SEN HALA

EN FAZLA APIŞIP KALIRSIN

HAYATA DAİR, HAYATIN İÇİNDE

SICAK, soğuk, ACI, tatlı

kısacası SIFAT fark etmez sana

BİR KOKU KALIR TENİNDE TANIMADIĞIN

BİR KO®KU KALIR

GÖZLERİNDEN AKITAMADIĞIN...
31-01-2008 02:32:06
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
adsizalkolik Erkek
Üye

Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 41
Rep Puanı: 160 - Rep ver
Şehir: Adana
Ruh Halim: Sarhos
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #26
Cvp: ayyaşın hoş beşleri...
Her şey kısa kısa anlatılamıyor

Bazen uzun konaklıyor insan bir tepe başında

Sağır edinceye kadar bağırmak istiyor duyanlara

Ve hatta sağır olmak istiyor bağıranları, canını yakanları es geçebilmek için

Aynı anda

Nedense hayat anlamsız cümleler kurmak istediğinde, sahibine sormuyor

Anlayabildiklerin, idame ettirebilmeyi getirmiyor beraberinde

Bakakalıyorsun, denizi özlüyorsun misal, üşeniyorsun kıyısına gitmeye

Sonra devran dönüyor değişiyor sahne

Kırk sekiz saatlik beşinci sınıf bir kamyon kasası yoluculuğuyla

Denize vuruyorsun kendini

Burnunun ucunu göremeyecek bir sarhoşluk hali

Dibindeki görmezlikten nasibini alırken, uzaktaki özlemden güç alıyor

Döküyor seni yola

Tatlı bir güz akşamında, bir yudum kahveyle, alkolden beter sarhoşluk hali

Biraz Türk Sanat Musikisi, sanki göz yaşının damıtılması

Sonra insana en yakın enstrümanın namesi…

Hüzün çöreklenmezse içine, içmezsen şimdi…

Ertelesen misal

Yalınayak düşsen yola

Bilsen kendi memleketinde kalmaz ayağının altı bembeyaz

Korksan sonra ağzından çıkabileceklerden

Bir yudum daha kahve çeksen gürültülü, bu kez rakı niyetine…

Ayılmak için etere sarılsan

Hala gözlerin açık rüyada olduğunu varsaysan

Yansa yüreciğin

Titresen karanlıktan

Gölgelerden, seslerden korksan misal,

Çocukluğundaki gibi girsen battaniyenin altına

Annene seslensen

Ses vermese

Şaşırmasan

Ah şaşırmasan…
adsizalkolik diyor ki:
AL'KOL S'AN'A

AZ GELEBİLİR AMA

MAHFOLUŞA GİDEN YOLDA

ELİMİZDE BU KALDI...

İSTER BÜYÜK HARFLE

ister küçük harfle

DAMGALAYAN VE duymayan

"SEN" OLDUKTAN SONRA

DEĞİŞMEYEN'SEN HALA

EN FAZLA APIŞIP KALIRSIN

HAYATA DAİR, HAYATIN İÇİNDE

SICAK, soğuk, ACI, tatlı

kısacası SIFAT fark etmez sana

BİR KOKU KALIR TENİNDE TANIMADIĞIN

BİR KO®KU KALIR

GÖZLERİNDEN AKITAMADIĞIN...
04-02-2008 01:19:00
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
adsizalkolik Erkek
Üye

Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 41
Rep Puanı: 160 - Rep ver
Şehir: Adana
Ruh Halim: Sarhos
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #27
Cvp: ayyaşın hoş beşleri...
Kalem düştü yere

Elimden-

Elim acımadı, kolumda yen içinde değil maalesef

Şimdi geçmişten gelen yabancı bir siluet

Gelecekten dem vuran bir keşiş

Ve hiçlikten dem vuran bir ayyaş

Aynı masada

Yalnızlar

Biliyorlar başlarına gelebilecek en iyi ikinci şeyi

Susuyorlar

Anlatmak istemiyorlar

Gidenin ardından yakılan mum onlarınki

Ötekinin hikâyesine göz ucuyla bakış

Kalem düştü elimden

Yere

Neresi olduğunu bilmediğim

Bir iğne deliğinde yaşamak gafletinde şimdi

Kalem

ve

Sahibini dinlemeden

Öldü ayyaş

Gitti keşiş

Bir ben kaldım siluet gibi

Geçmişimle…
adsizalkolik diyor ki:
AL'KOL S'AN'A

AZ GELEBİLİR AMA

MAHFOLUŞA GİDEN YOLDA

ELİMİZDE BU KALDI...

İSTER BÜYÜK HARFLE

ister küçük harfle

DAMGALAYAN VE duymayan

"SEN" OLDUKTAN SONRA

DEĞİŞMEYEN'SEN HALA

EN FAZLA APIŞIP KALIRSIN

HAYATA DAİR, HAYATIN İÇİNDE

SICAK, soğuk, ACI, tatlı

kısacası SIFAT fark etmez sana

BİR KOKU KALIR TENİNDE TANIMADIĞIN

BİR KO®KU KALIR

GÖZLERİNDEN AKITAMADIĞIN...
05-02-2008 15:31:14
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
adsizalkolik Erkek
Üye

Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 41
Rep Puanı: 160 - Rep ver
Şehir: Adana
Ruh Halim: Sarhos
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #28
Cvp: ayyaşın hoş beşleri...
Kolay olmayacak biliyorum zaten Ve elbet biliyorum ki bu güne kadar hiçbir şey kolay olmadı. Taş yerinde ağırdır lafı boşuna değil. Şimdi o taşlardan biri benim yüreğim. Yerinde ve ağır. Midemi baskılamakta. Midemin üstüne oturmuş. Hani çocukken sözlüye kalkmak gibi Yumru oturması. Karın ağrısı. Elinin ayağına dolaşması öyleyim şimdi. Ayık ve saçma. Külliyen nevrozlu. Oradan oraya koşturma hali, neden koşturduğunu bilmeden. Kısa ya da uzun cümleler kuramama ve/veya kurulan cümleleri anlamama mesaisi. Son kırk sekiz saat. Zaman hayatımda hiç bu kadar önemli olmamıştı. Ve zaman hiç zulmetmemişti bana.

Saat takmayı sevmem ben. Yürüyüş mesaisi içinde olanlar için hemen ve az sonra vardır. Birinden önce ya da sonra olduğumu bilirim sadece. Ötesiyle ilgilenmem. Zaman akan bir şey değil benim için. Uyduğum zamanları yaşantıdan düşmem. Yaşamıyorumdur o zamanı. Dolayısıyla uyanana kadar yokluktur benim halim. Öyleydi. Anlattığım gibiydi. Sabırsızlık nedir bilmezdim. Korkmak, beklemek. Beklemek, korkarak. Zoruma gidiyor şimdi. Kırk sekiz saat. Rakamları ezelden sevmem ben, anlam yüklemek için değil o sayma sayılarını&; Durumu anlatmak içinse fazla vahşidir onlar. Aradaki mesafe, geçen zaman, elimde avucum da kalmayan, yaftan etiketin. Sevemedim sayıları. Kesirli veya kesirsiz. Gerçi bu bile engel değil benimle dalga geçmelerine. Veya benim onlar için kafamı patlamama. İçler acısı bir durum komedisi. Utanmasam ağlamaktan güleceğim şimdi. Ağlamak. Kitlenmek, kalmak. Durmak. Vay başıma gelen diyerek ağıt yakamamak. Büyük burun. Büyük burnum.

Şimdi uzak ataların anlatılan hikâyelerinde, gözyaşına kan bulamak ne demek biliyorum. Kelimeleri ağır bir imtihanda geçmek için seçiyorum. Babam diyorum benim babam ama sonunu getiremiyorum. Daha öncede başıma gelmişti. Ayık kalmak beni külliyen sarhoş ediyor. Midem bulanıyor. Kaldıramıyorum o çiğliği. Ama şimdi bir sayıklama hali var. Zamanla geçer belki. Zaman senden ve yandaşın sayılardan nefret ediyorum. Hayatıma ettiği tecavüz için yargılanabileceği bir mahkeme olmamasından. Varlığından ve yokluğundan nefret ediyorum yalnızca. Elimi ayağıma dolaştırdı yine. Bir soluk alıp verişte ortaya çıkan su buharı gibi kendisi. Varlığı da yokluğu da dert. Fazlası boğarak yokluğu kurutarak öldürür. Ve öldürür sadece. O işe yarar kendisi. Şimdi o işe yarayan bir kendini bilmezi rakamlarla belirtmek... Kırk sekiz saat. Kanadı kırık bir güvercinin son çırpınışları. Yürek atımı. Kırık kılıksız kırk sekiz saat zembereği.
adsizalkolik diyor ki:
AL'KOL S'AN'A

AZ GELEBİLİR AMA

MAHFOLUŞA GİDEN YOLDA

ELİMİZDE BU KALDI...

İSTER BÜYÜK HARFLE

ister küçük harfle

DAMGALAYAN VE duymayan

"SEN" OLDUKTAN SONRA

DEĞİŞMEYEN'SEN HALA

EN FAZLA APIŞIP KALIRSIN

HAYATA DAİR, HAYATIN İÇİNDE

SICAK, soğuk, ACI, tatlı

kısacası SIFAT fark etmez sana

BİR KOKU KALIR TENİNDE TANIMADIĞIN

BİR KO®KU KALIR

GÖZLERİNDEN AKITAMADIĞIN...
13-02-2008 19:07:13
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum Atla:

İletişimGönülçelen.NetYukarıya dönİçeriğe DönHafifleştirilmiş SürümRSS Beslemesi
1 2 3 64 131 266 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 286 283 284 285 287 288 289 290 291 292 293 262 264 267 263 294 295 296 297 298 4 255 256 5 6 7 251 8 71 260 75 72 73 74 76 77 78 79 80 81 82 83 84 9 10 12 14 13 17 18 16 236 11 15 19 20 21 42 43 44 45 55 28 22 27 95 31 30 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 63 233 52 103 234 248 46 48 125 47 49 50 261 85 86 87 88 89 90 91 141 23 24 25 129 133 132 134 26 253 100 220 232 235 92 29 110 93 96 94 97 98 99 126 128 101 65 66 67 68 69 70 130 146 147 148 149 150 151 212 213 214 209 221 222 223 224 225 226 117 118 119 120 121 122 123 124 102 104 105 106 107 108 109 145 111 112 113 114 115 116 127 56 57 58 59 60 61 62 51 53 54 252 185 186 210 187 211 188 215 216 217 218 219 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 230 231 152 184 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 178 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 179 180 181 182 183 227 237 243 238 239 240 241 242 244 245 246 247 250 142 143 f1 f2 f3 f64 f131 f266 f268 f269 f270 f271 f272 f273 f274 f275 f276 f277 f278 f279 f280 f281 f282 f286 f283 f284 f285 f287 f288 f289 f290 f291 f292 f293 f262 f264 f267 f263 f294 f295 f296 f297 f298 f4 f255 f256 f5 f6 f7 f251 f8 f71 f260 f75 f72 f73 f74 f76 f77 f78 f79 f80 f81 f82 f83 f84 f9 f10 f12 f14 f13 f17 f18 f16 f236 f11 f15 f19 f20 f21 f42 f43 f44 f45 f55 f28 f22 f27 f95 f31 f30 f32 f33 f34 f35 f36 f37 f38 f39 f40 f41 f63 f233 f52 f103 f234 f248 f46 f48 f125 f47 f49 f50 f261 f85 f86 f87 f88 f89 f90 f91 f141 f23 f24 f25 f129 f133 f132 f134 f26 f253 f100 f220 f232 f235 f92 f29 f110 f93 f96 f94 f97 f98 f99 f126 f128 f101 f65 f66 f67 f68 f69 f70 f130 f146 f147 f148 f149 f150 f151 f212 f213 f214 f209 f221 f222 f223 f224 f225 f226 f117 f118 f119 f120 f121 f122 f123 f124 f102 f104 f105 f106 f107 f108 f109 f145 f111 f112 f113 f114 f115 f116 f127 f56 f57 f58 f59 f60 f61 f62 f51 f53 f54 f252 f185 f186 f210 f187 f211 f188 f215 f216 f217 f218 f219 f189 f190 f191 f192 f193 f194 f195 f196 f197 f198 f199 f200 f201 f202 f203 f204 f205 f206 f207 f208 f230 f231 f152 f184 f153 f154 f155 f156 f157 f158 f159 f160 f161 f162 f163 f164 f165 f166 f178 f167 f168 f169 f170 f171 f172 f173 f174 f175 f176 f177 f179 f180 f181 f182 f183 f227 f237 f243 f238 f239 f240 f241 f242 f244 f245 f246 f247 f250 f142 f143
Sivas Msn Adresleri Msn Nickleri