Cvp: ayyaşın hoş beşleri...
Uzun zamandır umudum olmadı hiç. Söylenenlere kanacak kadar ayık olduğum gün pek azdır. Uzun zamandır belki de derdim tasam hep bundan. Konuşur gibi yazar, yok yoksul gibi tüketirim ben ruhumu belki de bütün sıkıntım bundan. Hani çingene misali, yemek buldu mu yumulup dayak buldu mu kaçan, yarını düşünmeksizin içen, göçen, yerinde duramayan…
İmdi şarap şişesi gölgesinde endamı ile baş döndüren bir konukla sana yazıyorum bütün aklımdan geçenleri lafı evire çevire. Öyle etrafında dolanıp bir türlü tutturamıyorum rotayı. Sandalın dümeni mi sarhoş, yoksa dümene akan deniz suyu mu bilmiyorum. Kim bilir belki de doğrudan söylemek edebiyat tarihçilerinin işini kolaylaştıracaktır ondan gizliyorum satır aralarına sana dökeceklerimi.
Üşüdüm bu akşam, yağmurlu burası. Sırılsıklam oldum yine. Gözü ve nevri nereye döndüğü belli olmayan insanların haklı haksız tepkilerine şerefe kaldırmaktan yorgun ve bitap düştü yüreğim. Kabul etmem lazım yaşlanıyorum artık. Eskisi kadar güzel değil kelamlarım herhal, ya da sokağın öğretileri el değmemiş hijyenik çocuklarıma büyük geliyor bir boy.
Sokaklara düştüm düşeli, iki kadeh parlatmanın ne kadar çok aydınlık getirdiğini ben bilirim, elbet. Rakının yanında sarımsak mı yersin soğan mı diye çıkan kavga da az insan yaralanmadı…Durum çok da başka değil şimdi de, sadece ezberi tersten okuyup aynı yemeği ısıtıp koyuyorlar mazlum ve bilmezin önüne.
Onca aldanmışlığımın ve onca maskara olmuşluğumun ardından iyiden iyiye insanlığımdan utanıyorum. Bütün ayıkken gördüklerimi insanlar yapıyorsa ben insanlıktan nasibini almamış bir ucube olduğumu kabul ettim gitti.
Ne zaman kendime yaklaşmaya gayret etsem, memleket önüme çıkıyor duvar gibi, gamlı yaslı, nemli yosuna kesmiş. Bir memleket ki her şey var hiçbir şey yok tıpkı benim gibi. Bir acı yazılmış kaderine, çalkantısı bitmeyen, yüzüne gül düşmeyen…
Belki de bu yüzden seviyorum bu toprağı, yanlış zaman da geldiğimi kabul ediyorum da yanlış mekan demeye dilim sırf bu yüzden varmıyor. Ben gibi kaderi. Yol köşesinde görüp acımayla vicdan arası muhasebe yapıp sadaka veren vatandaşları yaşar üstünde. Lafa geldi mi beni de giydirip, kuşatıyorlar, beni adam edip sahip çıkıyorlar ya hani, vatandaşlarının sahip çıkması da öyle, baştan savma sözde… Oysa bir kulak versen bana kalkacağım ya ayağa tıpkı memleket gibi. Bir dinlesen, kendi bildiğini okumaya yeltenmeden, sükunetle bende olacağım ya “sıradan ve normal”, ya da senin tabirinle “birleşik ve kalkınmış”
Yine çok içtim ben, kendimi adam zannettim, neyse…
|