Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
ayyaşın hoş beşleri...
Yazar Mesaj
adsizalkolik Çevrimdışı
Üye

Mesajlar: 41
Katılma Tarihi: Jan 2008
Rep Puanı: 160 - Rep ver
Ruh Halim: Sarhos
Mesaj: #11
Cvp: ayyaşın hoş beşleri...
Dokundu yine her şey mideme. Ne yaşarsam ya da ne yaparsam kusmak istiyorum. Her şey ağır, yağlı ve ağdalı geliyor. Keskin bir koku gibi midemi bulandırıyor olan bitenler. Akşamları hatılamıyorum artık. Sabahları kalkamıyorum. Hiç bir şey yolunda gitmiyor diye kızamıyorum daha önce neyin nasıl aktığını hatırlamıyorum. Kısmi bir amnezi benimkisi. Alkol alınca yaptıklarıma dair kayıt alamıyorum artık. Hoş hayatımın kendimi bildiğim kısmında içmediğim gün oldu sanki... Ama daha önce hatırlayamamak gibi bir sorunum olmazdı hiç... Şimdiyse...

Bir ya da iki saat önce neyi nasıl yaptığımı bile hatırlamıyorum artık. Her şey fazlaca karşık. Elimde avucumda ne varsa kendime yatırıyorum, yok etmeye. Böyle kısmi ölümlerden sıkıldım. Tümden gelen bir diriliş ya da mucize bekleyecek kadar bağlı değilim inançlarıma. İnandığım tek şey var oluşumla ve hayatta oluşuşla ilgili ciddi bir sorun yaşadığım. Biliyorum gece gelenlerden korkmayanın ölümü becerememesi tuhaf, ah bir öldürülebilsem....

Hayatın boyunca pasif agresif bir tavırla seyirci olmayı seçince insan, kendini öldüremiyor haliyle. Dışardan gelecek bir ölüme el açmaktan öte seçeneği yok. Kayalıkların yanına gidip ayağının kayma ihtimali üstüne yürüyüşe çıkmak, ya da rüzgarın seni iktirmesi için fırtına beklemek yamaçta.

Beceremiyorum, ne yaşamayı ne ölmeyi, o kadar zor ki ayık ya da sarhoş durmak ve beklmek bitmesini...
01-23-2008 05:24 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
adsizalkolik Çevrimdışı
Üye

Mesajlar: 41
Katılma Tarihi: Jan 2008
Rep Puanı: 160 - Rep ver
Ruh Halim: Sarhos
Mesaj: #12
Cvp: ayyaşın hoş beşleri...
Uzun zamandır umudum olmadı hiç. Söylenenlere kanacak kadar ayık olduğum gün pek azdır. Uzun zamandır belki de derdim tasam hep bundan. Konuşur gibi yazar, yok yoksul gibi tüketirim ben ruhumu belki de bütün sıkıntım bundan. Hani çingene misali, yemek buldu mu yumulup dayak buldu mu kaçan, yarını düşünmeksizin içen, göçen, yerinde duramayan…

İmdi şarap şişesi gölgesinde endamı ile baş döndüren bir konukla sana yazıyorum bütün aklımdan geçenleri lafı evire çevire. Öyle etrafında dolanıp bir türlü tutturamıyorum rotayı. Sandalın dümeni mi sarhoş, yoksa dümene akan deniz suyu mu bilmiyorum. Kim bilir belki de doğrudan söylemek edebiyat tarihçilerinin işini kolaylaştıracaktır ondan gizliyorum satır aralarına sana dökeceklerimi.

Üşüdüm bu akşam, yağmurlu burası. Sırılsıklam oldum yine. Gözü ve nevri nereye döndüğü belli olmayan insanların haklı haksız tepkilerine şerefe kaldırmaktan yorgun ve bitap düştü yüreğim. Kabul etmem lazım yaşlanıyorum artık. Eskisi kadar güzel değil kelamlarım herhal, ya da sokağın öğretileri el değmemiş hijyenik çocuklarıma büyük geliyor bir boy.

Sokaklara düştüm düşeli, iki kadeh parlatmanın ne kadar çok aydınlık getirdiğini ben bilirim, elbet. Rakının yanında sarımsak mı yersin soğan mı diye çıkan kavga da az insan yaralanmadı…Durum çok da başka değil şimdi de, sadece ezberi tersten okuyup aynı yemeği ısıtıp koyuyorlar mazlum ve bilmezin önüne.

Onca aldanmışlığımın ve onca maskara olmuşluğumun ardından iyiden iyiye insanlığımdan utanıyorum. Bütün ayıkken gördüklerimi insanlar yapıyorsa ben insanlıktan nasibini almamış bir ucube olduğumu kabul ettim gitti.

Ne zaman kendime yaklaşmaya gayret etsem, memleket önüme çıkıyor duvar gibi, gamlı yaslı, nemli yosuna kesmiş. Bir memleket ki her şey var hiçbir şey yok tıpkı benim gibi. Bir acı yazılmış kaderine, çalkantısı bitmeyen, yüzüne gül düşmeyen…

Belki de bu yüzden seviyorum bu toprağı, yanlış zaman da geldiğimi kabul ediyorum da yanlış mekan demeye dilim sırf bu yüzden varmıyor. Ben gibi kaderi. Yol köşesinde görüp acımayla vicdan arası muhasebe yapıp sadaka veren vatandaşları yaşar üstünde. Lafa geldi mi beni de giydirip, kuşatıyorlar, beni adam edip sahip çıkıyorlar ya hani, vatandaşlarının sahip çıkması da öyle, baştan savma sözde… Oysa bir kulak versen bana kalkacağım ya ayağa tıpkı memleket gibi. Bir dinlesen, kendi bildiğini okumaya yeltenmeden, sükunetle bende olacağım ya “sıradan ve normal”, ya da senin tabirinle “birleşik ve kalkınmış”

Yine çok içtim ben, kendimi adam zannettim, neyse…
01-23-2008 05:24 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
adsizalkolik Çevrimdışı
Üye

Mesajlar: 41
Katılma Tarihi: Jan 2008
Rep Puanı: 160 - Rep ver
Ruh Halim: Sarhos
Mesaj: #13
Cvp: ayyaşın hoş beşleri...

Birileri kulağım büküp bir masal anlatmıştı diye hatırlamak istiyorum, ya da kim bilir hangi faninin geride bıraktıklarında dile dokulan vecizelerdi hatırlamıyorum...Ne vakit bir umuda düşsem ellerim kanıyor, gözlerim ıslanıyor ve ne vakit bir handa konaklasam, adı sanı bilinmedik, şirin ve en önemlisi ait hissettiğim geriye bir tek bitlerim kalıyor...

İçime düşenlerin yediği beni bana düşman ediyor...

Ben hayatım boyunca giden olmayı beceremedim aslında... Aslında ben gitmek nedir hiç bilmedim, hanların şarap mesailerinin demirbaşı ve kalmanın üstüme vazife edinilmiş ağırlıyla dolaştım hep bir o yana bir bu yana... Uzak köylerden gelen haberleri küçümsedim, yollarıysa gözümde büyüttüm sözde, miskinliğin ardına gizlendim...

Oysa düş bahçesi kovalamak ve düş bahçelerini görüp kendime yenisi yaratmak için olmadı hiç cesaretim...Görenlerin anlattıklarıyla yetinmek hep daha güvenliydi. Ve oturup bir masanın köşesine, ilişip dünyanın gamına kederine, büyüklendim kendime...

Selamla karşıladıklarım oldu bu hayatta, selamla karşılanmak ne demek bilmedim... Varılacak hedeften ziyade ara durak oldum, hiç gocunmadım, eksiklenmedim... Hani boğulmaktan kurtarısın ya birini minnetle pervane olur hayatında... Nefes alış verişi düzene girene kadar... Sonra hoş bir hikaye eski bir kahraman kalırsın. Kırk yılın başı alkol mesailerine...Sahi napıyordur şimdi, yazık adamı da aramadık sormadık cümlelerinin arasına sıkıştırılırsın.Gerçi sıkışmak güvenliydir... Ve hatırlanmak hatırlamaktan her zaman daha kolaydır benim gibi git gel bilinçliler için...

Kapkara kuyulara taş atmakla, attığım taşın sesiyle ve hatta taşı atmanın şerefiyle ayakta kalan bu yürek sözle avundu bu güne kadar...Tek bildiği söz oldu hep,gerisi öteberiydi ve pazarlardan temin edilebilirdi.

Şimdi garip bir telaş var içimde toplanmaya dair, oysa hiç dağıtmadım çıkınımı ve hiç açmadım valizmi, sermedim önüne kimsenin "ötebenimi" hana ilk yerleştiğim günden beri...

Soğuk gecelerin sıcak kırmızı şarap mesailerinde veya, uzak öte köylerdeki ejderhaların nefesinde ısındı hep şu talihsiz bedenim...

Varılacak hedef değil de aradaki durak olunca insan daha kolay kuruyor cümleleri... Ve daha kolay BEN diyor belki... Kim bilir üçüncü şahsı anlatırken çekilen çileyi; ikincisi veya birincisi olmaya çalışırken cümlenin yaşanan karmaşayı, yürünen mesafeyi...

Yol ve yolculuk... Hep hüzünlü geldi bana, kim bilir hep geride kalan olduğumdan belki..
01-23-2008 05:25 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
adsizalkolik Çevrimdışı
Üye

Mesajlar: 41
Katılma Tarihi: Jan 2008
Rep Puanı: 160 - Rep ver
Ruh Halim: Sarhos
Mesaj: #14
Cvp: ayyaşın hoş beşleri...
Biliyorum uzun zamandır sadece kendimden bahsediyorum ve biliyorum onca yaşananın ardından sanki hep yalnızmışım gibi anlatıyorum hayatı.Aslında hiç bir zaman tam olarak doğru olmadı bu. Bana benzeyenler de var etrafımda... yitik ruhlar, kayıp eksenler, hatta neyin uydusu olduğunu bilmeden dönme dolaplardan hiç inmeyenler, uydu olamayanlar, uyuyanlar, uyuyamayanlar, düşler, düşünürler...



Bu güne kadar arkamı kollayanlardan birinin uyandırdıkları var sırada, arada bir değinmek istediğim bir yüksek kaldırım gediklisi, hafif meşrep anlayacağınız...



Aşk için midir bunca yazılan, yoksa aşık olunanın inceliği mi kelimelere biçersiniz, din gibi...



Üçledim...



I.



Sarhoş masası mezesi kaçırılan bakışlar

Klark çekmeler, sigara dumanı...

yıllanmış Şarap gibi bu meslek hiç değişmez kuralı

Hep gözde başlar tende biter...





II.

Müzikli ve alkollü gece

RUMİ'nin Meyi Yorgo'nun Hanesi gibi

Ucu bucağı belli

Korkmadan name yapmak lazım

Kim bilir hangi dala konacağını...



III.



İkincisi geldi, başladı yine mesai gözde

Ne hayal etti kimbilir

İlkinden daha cesaretliyse

görürüz tatbikini...

Bir an değil mi şehvet ve ölüm...

Ha öldüm, Ha oldum bu saatten sonra

Garson, bir kadeh daha..
01-24-2008 03:31 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Eftelya Çevrimiçi
Karla Karışık Yağar Hüzün...!
********
Administrator

Mesajlar: 13,888
Katılma Tarihi: Aug 2007
Rep Puanı: 5000 - Rep ver
Ruh Halim: Mesgul
Mesaj: #15
Cvp: ayyaşın hoş beşleri...
cidden güzel yazıyorsun şişeleri... vurmuşsun dibine öyle mi ?

hepsinden kurtulmanı diliyorum... onlar olsa da olmasa da yaşadıkların yada yaşattıkları gerçek, en iyisi hazmetmek Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz.
01-24-2008 03:47 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum Atla:

İletişimGönülçelen.NetYukarıya dönİçeriğe DönHafifleştirilmiş SürümRSS Beslemesi