Aslında Ben, Sizi Aldattım...Bölüm 5
Bu kadar kısa sürede öyle çok özlemişlerdi ki birbirilerini,Murat, Ayselin saçlarını daha fazla okşayabilmek için biraz daha ağlamasını istiyordu içten içe...
Aysel de en çok huzur bulduğu yer olan Murat ın omuzlarına başını yaslamış, kavuşmanın tadını çıkarıyordu...İkisi de başka bir ayrılığı kaldıramayacaklarını hissediyorlardı...
" Biliyor musun,neredeyse iki kilo vermişim.Yemeklerini çok özledim " dedi Murat.
Aysel gülümsedi, kısık ses tonuyla " Seni seviyorum " diyerek karşılık verdi.Ve Zeynebe haber verip evlerinin yolunu tuttular...
İlişkiye ilk defa başlamış gibi heyecanlı ve neşe dolu geçiyordu günleri...
"Ayrılık sevdayı özletir, sen benim birazda ayrılığımsın"
********************************************************************
Artık yeni bir sayfa açılıyordu Murat ve Aysel için...Murat o zamana kadar Şöhret kavramının ne anlama geldiğini pek umursamamış olsa da, yazıları, şiirleri yayınlandıkça mailine gelen olumlu eleştiriler sayesinde, gelecekte isminin tüm ülkeye duyulacağını tahmin etmeye başlıyor, Aysel e belli etmeden bu doğrultuda hayaller kuruyordu...Gazeteden ilk aldığı aylık, çalıştığı cafede aldığı parayla hemen hemen eşdeğerdi.Son zamanlarda kişisel ziyaretçileri arttığından kendini işe veremiyordu.Ve sonunda Cafeden ayrılıp kendini tamamen gazetedeki işine adapte etti...
Aylar sonra Murat a Emreden bir mail geldi.Şöyle yazıyordu
" Merhaba Murat.Ben Emre.Seninle çok fazla samimiyetimiz olmamasına rağmen yazdıklarını, buradaki bir ilkokulun öğretmenler odasında bulunan bilgisayar sayesinde, İnternet aracılığı ile takip ediyor ve senin adına çok seviniyorum...Uzun zaman oldu sizleri görmeyeli.İnan oralara gelip sadece bir Merhaba demek bile yetecek bana.Ama sende duymuşsundur sanırım.Aysel bahsetmiştir belki.Zeynebe karşı samimi duygular besliyorum.Aslına bakarsan, yani cümleyi yumuşatmadan söylemek gerekirse, ben ona aşıktım.Ki, hala öyleyim.Ama oradan ayrılırken bana karşı takındığı tavrı sanırım hiçbir zaman unutmayacağım.Çok kırıldım...Buraya döndükten sonra Annemi kaybettik.Babam da artık çok yaşlı ve gözleri görmez oldu.Benden başka kimsesi olmadığı için yanından ayrılamıyorum.Belki bir fırsat bulup gelirdim sizleri ziyarete ama Zeyneple karşılaşmaktan çok korkuyorum.Biliyorum, yine söz geçiremeyeceğim yüreğime ve mantıksız hareket edip her fırsatta sevdiğimi söyleyeceğim...İnanır mısın, buraya döndükten sonra bana sürekli telefon açan, mektup yazan bayan arkadaşlarım oldu.Benimle birlikte bu fakir köyde yaşayıp, babamın da bizimle yaşamasını kabullenip evlenmek isteyenler bile vardı...Olmadı,yapamadım! Zeynebi yüreğimden bir türlü atamadım.Zamanla unuturum sandım, gün geçtikçe daha fazla bağlandığımı hisseder oldum...Bunun adını koyamıyorum Murat! Ne yapmam gerektiğini de bilmiyorum.Takip edebildiğim kadarıyla, sen gazetedeki köşende gelen soruları da yanıtlıyor, ilişkileri değerlendiriyorsun...Sence ben ne yapmalıyım? Zeynebi nasıl unutabilirim? ...Unutmaktan geçtim, her yeni gün biraz daha fazla aşık olduğumu hissediyorum.En azından bu duygudan nasıl kurtulurum, sadece bunun cevabını öğrensem inan fazlasıyla yetecek! ...Bu arada, Annemin vefat ettiğini istersen söyleme Aysele.Üzülmesin...Zamanını aldıysam özür dilerim.Eminim daha iyi yerlere geleceksin.Ve ben seni uzaktan da olsa, imkanlarımın el verdiği ölçüde takip etmeye devam edeceğim.Sağlıcakla kal."...
Murat maili okuduktan sonra,biraz düşünüp Emreye cevap yazdı.
" Sevgili Emre.Öncelikle sana Annenin vefatından dolayı başsağlığı diliyorum.İnan çok üzüldüm.Seni Aysel den dinlediğim kadarıyla, efendi, dürüst, oldukça duygusal biri olduğunu hatırlıyorum.Zeynebe olan masum duygularını da biliyor, o kocaman yüreğinle gururunu aşk uğruna hiçe saymanı takdirle karşılıyorum...Bunlar benim kişisel fikrim.Ama günümüzdeki ilişkilerle kıyaslayacak olursak, sanırım bir yerlerde yanlış var! ...
Hatırlar mısın bilmem! Özelleştirmelerin olmadığı zamanlar yaşadığımız ülkede neredeyse herkes devlet memuruymuş.
İnsanların şiveleri, giydiği kıyafet, gittiği mekanlar birbirilerine benzer özelliklerdeymiş...İşte böyle bir zamanda yaşayanlar, evliliği, aşkları bir görev gibi görüyormuş.Erkeklere " Hele bir askerden gel de, hayırlısıyla seni baş göz edelim.Bak bizde yaşlandık iyice, çorba yapacak bir gelin lazım", Bayanlara ise " Artık yaşın geldi.Evlen de çoluğa çocuğa karış, bizde torun sevelim " diyerek ikna ediyorlarmış...Doğru olanın bu olduğuna inanan gençler ise önlerinde farklı bir alternatif olmadığı için denileni seve seve yapıyormuş...Kısacası, o zamanlar herkesin önünde açık ve tek seçenek duruyormuş...Günümüzde yaşanılan hayata baktığımızda ise, geçmişten bu zamana çok şeyin değiştiğini görüyoruz...
" Çocuk çok yakışıklı ama karizmatik değil " " Kulağında küpesi yok " " Hayata bakış açılarımız çok farklı " " Aldığı maaşla anca karnımızı doyurabiliriz, hiç işim olmaz "
diyen bayanların yanı sıra,
" Yok abi, kız akşama kadar gözlerimin içine bakmak istiyor " " Benden önce ilişkiler yaşamış biriyle evliliği düşünemem " " Sen yemek yapmaktan başka bir şey bilmez misin? Eğlence hayatın sıfır! "...diye düşünen zıt fikirli erkeklerinde olduğunu hepimiz biliyoruz...
Artık herkes farklı bir düşünceye sahip.Yaşadıkları hayatın sadece kendilerine ait olduğunu insanlar çok iyi biliyor...Seninle Zeynep arasındaki fark da bu.Yani sen masum duygularınla, o tertemiz köyünden kalkıp buraya geldin.Okulun bitecek, askere gidecek,belki bir iş kuracak ve evlenecektin....Burada Zeynebi görüp beğendin.Ama o sana aşık olmadı.Çünkü onunda kendine ait fikirleri vardı..Belki okulunu yurt dışında tamamlayacak, belki de döndüğünde eğlence sektörüne atılıp daha önceki hareketli yaşantısını sürdürmeye devam edecek...Bunların hepsi olasılık...Böyle düşünüp bakarsak ikinize de hak vermemek elde değil.Fakat duygusal anlamda düşündüğümüzde ise kesinlikle sana hak veriyorum! ..Beğeni denen şey, ruhtan yüz ve kalp güzelliğinden farklı yerlere çekilmemeli.Samanlığın seyran olduğu zamanları inan bende çok özlüyorum.Ve içinde bulunduğun çıkmazdan kurtulmanı istiyorum...Sen kendini sürekli geliştirmeye çalışan zeki bir çocuksun.Umarım bu durumu da en kısa sürede atlatıp hayatın diğer gerçekleriyle savaşmaya devam edersin.Saygılarımla, Murat. "
Murat Emreyi teselli etmek adına elinden geleni yapmaya çalışsa da, aslında o da tamamen Zeynebe kızıyor ve Emreye hak veriyordu....
Uzun süre düşündü....
Aklına değişik bir fikir geldi. Belki de işinden olacaktı ama bunu uygulamalıydı.Emrenin Annesinin vefatından ve Zeynebe olan sevgisinden kimselere bahsetmeden ertesi günü beklemeye başladı...
Ertesi gün Aysel den önce uyanıp sessizce evden çıktı.Hızlı adımlarla markete gidip kendi yazısının bulunduğu gazeteyi aldı.Açıp tekrar okudu...Bir ara duraksadı.Derin bir nefes alıp verişten sonra " Umarım yanlış yapmıyorumdur " diyerek Zeynebin evinin yolunu tuttu...