Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Aşk Psikolojisi (Sevmek /Sevilmek )
Yazar Mesaj
Eftelya Bayan
Karla Karışık Yağar Hüzün...!
********
Administrator

Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 14,018
Rep Puanı: 5150 - Rep ver
Şehir: İstanbul
Ruh Halim: Mesgul
Durum: Çevrimiçi
Mesaj: #1
Aşk Psikolojisi (Sevmek /Sevilmek )
Gerçek aşkın ve sevginin derinliğini kavramak herşeyden önce kendimizi bilmekden tanımakdan geçer.

''Aşk hayatın tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık almaz'' aşık olmak insanın bilincini iradesini ve yargılama yetisini askıya alır kişinin.

Gerçek aşkın ve sevginin derinliğini kavramak herşeyden önce kendimizi bilmekden tanımakdan geçer. Sorularla varmamız lazım bu tanıma sürecine. İnsan nedir? sorusuna yada, Yaşamın amacı nedir? gibi sorulara ne kadar yanıt bulabiliriz? Yoksa canlı kalmak için mi yaşıyoruz?

Gerçek aşkı ve sevgiyi bilmek anlatmak, kendimizi tanımakla eş değerdir. Kendimizi tanımak ise bir iki belirgin huyumuzu saymakla hiç alakası olmayan yada belirgin baskın öne çıkmış (Sosyal, Melankolik, Dışa dönük) özelliklerimizden ibaret değildir. Derinlemesine algılama ve bakışla tanımlanabilecek bir durumdur. Kendini tanımak ve bilmek aşkın karşılığını bilmekdir. İşde ozaman bir diğer parçamızı buluruz. Buda demekdir ki, herhangi bir sevdiğimiz insan, yada hoşlandığımız insan bir parçamızıdır diyemezyiz.

Neden? dersek eğer, çünkü karakteristik özelliğimizde yada beğenilerimiz veya kişiliğimizde baskın olan öne çıkan kriterlerimiz, arzularımız aklımızda karşıdaki kişiyi algılama da ilk izlenimi oluşturur ve bunun etkisi altına alır bizi. Hislerden dolayı karşı cinse bir yönelmenin içine gireriz, örneğin: Çok güzel alımlı bir bayan yada yakışıklı bir bay genellikle her iki cins tarafından etkilenebilecek bir görüntüdür, bizim için estetik anlamda güzel sempatik olan ve kalbimizde güzel bir yere koyduğumuz kişi özelde aslında bir çok yönünü bilmediğimiz biridir, yani Aysberg gibi buzdağının görünen küçük bir yüzüdür. Yada görünmeyen asıl olan gerçek en büyük yüzü nerdedir? Denizin altındadır. Yada bunu tersi olarakda düşünebiliriz. Size kendisini beğendirmek isteyen birisi, genel anlamda kabul gören beğenilen albenilerini ve artılarını kullanarak yaklaşım içerisine girer. Bu başlangıç noktasında diğer görünmeyen yönler artık perdelenmiş ve bizde ilk izlenimin etkisi altında kalmışızdır artık. Çünkü size verilmek istenen bir mesaj ve amaç doğrultusunda alınmak istenen bir mesaj vardır.

Kendinisini Aşka ve Sevgiye vermiş gerçek olanı arayan kişiler, tanıma, anlama, kavrama süresini daha sağlıklı acele etmeden yaşamaya çalışırlar. Bunun faydası; örtüşüp örtüşmediğini anlamak,her anlamda karşılıklı uyumla aşkın mükemmelliğini ortaya koymakla beraber sevginin ve aşkın gerçek ruhunu ortaya çıkarmakdır amaç. İnsan oğlu sahip olmadığı özellikleri aradığını bunlara sahip olsa arayacak hiç bir şeyi kalmayacağını ve kendinde olmayanı özelliklede olmadığı için sever, yani karşınızdaki kişinin sizdeki özellikleri kendisinde olmadığı için seversiniz. İnsanoğlu kendisini tam hissetmesi için önemli gördüğü özelliklerin peşinde koşar, çünkü kendini donatmak ve zenginleştirmek ister. Düz sıradan alışıla gelmiş hayatı klasik yaşayan ideali olmayan, birisi onun gerçek ruhunu çıkaramayacağından alternatifi olmadığı sürece yaklaşmaz ona. Eğer bu aradıklarını bulamıyorsa da kendini ve ''İdeallerini Küçültür'', farkında olarak yada olmayarak yalnız kalmamak için bunu yapmak zorundadır.

Çünkü sevmek ve sevilmek temel bir ihtiyaçdır. Sağlıklı tanıma süreciyle gerçekleşen sevgiler herzaman daha uzun ömürlü ve gerçekde uzun sürenlerdir. Tanrı evreni yaratırken insan ruhlarının kendi kendilerine hayran olarak dünyada yaşamak üzere topluluklara bölündüğü anlatılır. Her ruh sanki yarısını kaybetmiş gibi birşeyler kaybettiğini, yani bir zamanlar kendi parçası olanı ve artık bulamadığını bulma ihtiyacındandır. ''Aşk kaybedilmiş birliğin aranması, zıtlık ve benzerliğin uyumundan başka birşey değildir''. İki türlü aşkın olduğu bilinir. Platonik AŞK ve Tinsel AŞK. Ruhu bir zamnlar aradığını bulmaya iten birincisidir, ikincisi ise zevkden cinsel tatminden iç güdülerinden, amaca ulaşmak için her yolu mübah kılan kazanmak, elde etmek için maske yüzlü bir açlıkdan başka bir şey değildir. Platon'un da dediği gibi aşk bilgelikdir. Aşk enerjidir, Aşk benzerlikdir. Aşkın cansızlarda bile yaşam olduğunu söylemişdir.

Yine Platon'a göre aşk güzel, adil, iyi ve gerçeğe eşitdir. Başka türlüsünü yapamadığından peşinde koşar. Başka birisinde bizden eksilen ruhu yani bizim için iyi, güzel, gerçek, adil olan herşeyi hayata geçiren birisini bulmak içindir bu Arayış ve Aranmak Sürecidir aynı zamanda.

Kaç kişi yada kaç çift ne kadar hayatının insanı gerçekde bulabiliyor? kim bilir, çok çabuk yaşıyor ve hızlı tüketiyoruz, ilişikiler saman alevi bendenlere sıçrıyor ve sonra iyice Tanımadan, Tanınmadan anlık yada belli bir dönemin heyecanı yada boşluğuyla Evlilikler oluyor. Oysa gerçekler ise hep peşimizdedir. Elbet bir gün çıkacağını göz önüne alındığında başlıyor Gerçek Yüzler, dökülmeye başlıyor ilişkiler ve kavgalar ayrılıklarla son buluyor. Cesareti olanlar ayrılıyor, olmayanlarda Aile, Sosoyal Çevre yada Çocukları için ''Zindanına Zindan ekliyor''. Bu gün artık Türkiye'de ve Dünyamızda sayısızca boşanmalar yaşanıyor. Nedeni ''Doğru Olduğu Sanılan Yanlış Başlangıçlar''. Anlık heyecanlar kişilerin karşılarındakini kaybedeceği korkusuyla, gerçeklerini saklamaları kendilerini beğendirme ve elde etme arzuları. Çünkü kendi beğendiklerini kendileri gibi yapmak ve kendilerine dönüştürmek istemeleri. Bir nevi Egolarını tatmin etme arzusu.

Günümüzda artık insanlar Aşk'larında elele tutuşmanın heyecanından bile uzaklaşmışlarken, Hayatın Sihrini ve anlamınıda yaşadıkları hayat sanıyorlar ve bunada kendilerini inandırıyorlar. Bu gün böyle olmasının en etkili sebeblerinden biride ''Cinsel Devrimdir''. Çünkü insanların içini boşaltmışdır ve sonuçları bir facia olmuşdur. ''Bugün seni seviyorum ama yarın kim bilir kimi'', ''Benim İçin Herşeyden Önemlisin'' yada belli bir zaman sonra ''Hiç Bir Değerin Yok sen koşullarımın gereğisin üzgünüm sevdim sanmışdım''. Oysaki Aşk'ın BUGÜN, YARIN ve YAŞAM BOYUNCA sürecek bir Aşk olması gerekmez mi? Yani insanın bir diğer yarısıyla yaşlanmasının hiç bir önemi yokdur, çünkü bedenler ölür ama Aşk Asla Ölmez. Öyleki Alevi Bektaşi inancında kutsal sayılan Turnalar bile Mutluluğun Sevginin, Vefanın, Onurun, Özgürlüğün, Bilgeliğin, simgesidir. Japonyadan bir çok ülkeye kadar Halk Kültüründe en kutsal sayılan Güvercin ve Turna gösterilir. Turnaların bu simgesel özelliğinin dışında Turnalar tek eşlidir ve yüzyıla kadar yaşadıkları anlatılan Turnalar, eğer eşleri ölürse bir daha asla eşlezmezler. Bu sevgide sonsuzlukdur, eğer bir avcı Turnalardan birini vurursa geride kalan eşlerden diğeri olan Turna yaşamaya devam edemez ve Ölümü seçer ve kendini suya bırakır.

Buraya kadar yazdıklarımızda şu çıkıyorki AŞK aynı zamanda kendini ve derinliğini tanımaktır.


alıntıdır
06-17-2008 04:09 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  Duygusal Zeka alone girl 0 11 08-19-2008 06:21 AM
Son Mesaj: alone girl
  Karakter ÖzeLLikLeri Eftelya 0 184 04-09-2008 12:27 PM
Son Mesaj: Eftelya
  Renklerden Nasıl Etkileniriz papatya 2 99 09-15-2007 07:33 AM
Son Mesaj: MAVIRUYAA
  Renklerin Etkileri-Mor papatya 0 111 09-14-2007 02:16 AM
Son Mesaj: papatya
  Renklerin Etkileri-Pembe papatya 0 113 09-14-2007 02:13 AM
Son Mesaj: papatya
  Renklerin Etkileri-Portakal papatya 0 103 09-14-2007 02:12 AM
Son Mesaj: papatya
  Renklerin Etkileri-Mavi papatya 0 107 09-14-2007 02:12 AM
Son Mesaj: papatya
  Renklerin Etkileri-Siyah papatya 0 110 09-14-2007 02:11 AM
Son Mesaj: papatya
  Renklerin Etkileri-Yeşil papatya 0 142 09-14-2007 02:10 AM
Son Mesaj: papatya
  Renklerin Etkileri-Kırmızı papatya 0 112 09-14-2007 02:08 AM
Son Mesaj: papatya
  Renklerin Etkileri-Kahverengi papatya 0 128 09-14-2007 02:07 AM
Son Mesaj: papatya

Forum Atla:

İletişimGönülçelen.NetYukarıya dönİçeriğe DönHafifleştirilmiş SürümRSS Beslemesi